Azerbaycan, Avrupa ile Batı Asya'nın buluştuğu Güney Kafkasya'nın doğu ucunda, Hazar Denizi'nin batı kıyısında 86,600 seviyesinde kilometrekarelik bir alan kaplar. Ana toprakları kuzeyde Rusya, kuzeybatıda Gürcistan, batıda Ermenistan ve güneyde İran ile komşudur; ülkenin geri kalanından Ermenistan tarafından ayrılan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti de İran ve Türkiye ile sınır paylaşır. Başkent ve baskın kent Bakü, Hazar kıyısındaki Abşeron Yarımadası'nda yer alır. Ülkenin fiziki yapısı olağanüstü dar bir alanda sıkışmıştır: Büyük Kafkaslar kuzey sınırı boyunca yükselir ve Bazardüzü'nde 4,466 metreye ulaşır; Küçük Kafkaslar ile Karabağ yaylaları batı ve güneybatıyı, Talış Dağları güneydoğuyu kaplar; geniş Kura-Aras Ovası ise merkezi iç kesimi oluşturur. Bu ovanın ve Hazar kıyısının bazı bölümleri küresel ortalama deniz seviyesinin altındadır. Dağ ve havzalardan oluşan bu düzen, yerleşimi, tarımı ve ulaşımı görece dar alçak arazi koridorlarına yönlendirir.
İklim bu kısa mesafelerde keskin biçimde değişir. Kura-Aras Ovası, Nahçıvan'ın büyük bölümü ve Abşeron Yarımadası kurak ile yarı kurak arasındadır; yazlar sıcak, yağış sınırlıdır ve depolanan ya da başka yöne aktarılan suya bağımlılık yüksektir. Bakü'nün Hazar kıyısındaki konumu sıcaklık uçlarını yumuşatır ama kuraklığı ortadan kaldırmaz; açık kıyı ilçeleri ayrıca belirgin biçimde rüzgârlıdır. Yükselti Büyük ve Küçük Kafkaslar'a daha serin koşullar ve daha fazla yağış getirir; yüksek kesimlerde kış karı kalıcıdır. Buna karşılık güneydoğudaki Lenkeran Ovası ve aşağı Talış yamaçlarında çok daha yağışlı, nemli subtropikal bir rejim vardır. Dağ engelleri nemli havayı tutar ve iç kesimlerde yağış gölgeleri oluşturur; bu da Kura ve Aras nehir sistemlerini sulama ve su güvenliği açısından merkezi hâle getirir. Kuraklık ve sıcaklık tarımı orantısız biçimde etkilerken şiddetli yağış dağ havzalarında sel, çamur akıntısı ve heyelanları tetikleyebilir. Tuzlanma ve erozyon sulanan alçak arazilerde sorun yaratır; Hazar Denizi seviyesindeki süren düşüş kıyı boyunca ekolojik ve seyrüsefer baskılarını artırmaktadır.
Bu iklim karşıtlıkları yarı çöl ve kuru bozkırdan dağ ormanına, alpin çayıra, sulak alanlara ve kalıntı ılıman ormanlara uzanan ekosistemleri destekler. Ormanlar merkezi ovalardan çok dağ yamaçlarında yoğunlaşır; Talış-Lenkeran bölgesi, İran'la paylaşılan kadim Hirkan orman sisteminin bir bölümünü içerir ve Azerbaycan'daki bileşenleri 2023'te UNESCO'nun sınır aşan Dünya Mirası alanına katılmıştır. Büyük Kafkaslar geniş yapraklı ormanları ve yüksek rakımlı çayırları desteklerken Hazar lagünleri ile bataklıkları göçmen kuşlara habitat sağlar. Tarım aynı coğrafyayı yansıtır. Tahıllar, pamuk, sebze, meyve ve üzüm sulanan ovalar ile eteklerde; çay ve turunçgiller özellikle nemli güneydoğuda üretilir. Hayvancılık yüksek ve daha kurak ilçelerde önemini korur. Kura, Aras, rezervuarlar ve sulama tesisleri aksi hâlde suyu sınırlı arazilerde tarımı mümkün kılar. Bu bağımlılık kırsal geçim kaynaklarını kuraklığa, verimsiz sulamaya, toprak tuzluluğuna, aşırı otlatmaya ve erozyona da açık hâle getirir; böylece çevre yönetimi doğrudan gıda üretimi ve bölgesel kalkınmayla bağlanır.
İnsan yerleşimi modern devletten çok daha eskidir: UNESCO'nun Gobustan Kaya Sanatı Kültürel Peyzajı, mağaralar, yerleşimler ve mezarlarla birlikte yaklaşık 40,000 yıla yayılan 6,000'den fazla gravürü korur. Antik çağda bugünkü cumhuriyetin büyük bölümü, modern Balkan ülkesi Arnavutluk'tan farklı bir siyasi oluşum olan Kafkas Albanyası'nın içinde veya çevresindeydi ve farklı dönemlerde İran, Roma ve diğer Kafkas güçlerinden etkilendi. Yedinci yüzyıldan itibaren Arap fethi İslam'ın yayılışını hızlandırırken sonraki yüzyıllarda bölgesel Müslüman hanedanların yönetimi veya etkisi görüldü. On birinci yüzyıldan başlayan Oğuz Türk göçleri dil manzarasının modern Azerbaycancaya dönüşecek Türk diline doğru kaymasına yardım etti. Şirvanşahlar, Selçuklu, Moğol, İlhanlı ve Timurlu güçleri geniş Kafkasya'yı yeniden şekillendirirken bile Şirvan ve daha sonra Bakü merkezli kalıcı bir devlet sürdürdü. On altıncı yüzyıldan itibaren doğu Güney Kafkasya Safevi İranı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında tekrar tekrar çekişme alanı oldu; Safevi devlet himayesi On İki İmam Şiiliğinin kökleşmesine de katkı sağladı. Nadir Şah'ın 1747'de ölümünden sonra Bakü, Gence, Karabağ, Kuba, Şeki, Şirvan ve Nahçıvan dâhil yerel hanlıklar değişen derecelerde İran üstünlüğü altında ortaya çıktı.
Rus İmparatorluğu'nun genişlemesi on dokuzuncu yüzyılda bu siyasi coğrafyayı dönüştürdü. İki Rus-İran savaşından sonra Gülistan Antlaşması 1813'te, Türkmençay Antlaşması 1828'de Aras'ın kuzeyindeki hanlıkları Rus İmparatorluğu'na bıraktı; İran'la kalıcı bir sınır oluştu ve Azerbaycanca konuşan topluluklar sınırın iki tarafına bölündü. Bakü'nün on dokuzuncu yüzyıl sonundaki petrol patlaması Hazar kentini büyük bir sanayi merkezine çevirdi ve imparatorluğun dört bir yanından sermaye ile işçi çekti. Rusya'nın çöküşünün ardından 1918'de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi, ancak Kızıl Ordu Nisan 1920'de Bakü'ye girmeden önce iki yıldan az yaşayabildi. Sovyet yönetimi kolektifleştirme, sanayileşme ve hızlı kentleşme getirdi; Dağlık Karabağ 1923'te Azerbaycan SSC içinde özerk oblast oldu, Nahçıvan ise özerk cumhuriyet statüsünü korudu. Bağımsızlık 1991'de Ermenistan'la savaş ortamında yeniden kazanıldı. 1994 ateşkesi Dağlık Karabağ ve çevresindeki Azerbaycan ilçelerini Ermeni kuvvetlerinin kontrolünde bıraktı. Azerbaycan 2020'deki savaşta kaybettiği toprakların çoğunu geri aldı ve Eylül 2023'teki harekâttan sonra ayrılıkçı yönetimi sona erdirdi; bunu etnik Ermeni nüfusun neredeyse tamamının ayrılması izledi. Ermenistan'la barış antlaşması Ağustos 2025'te parafe edildi, ancak Temmuz 2026 itibarıyla resmen imzalanmamıştı.
Petrol dışı faaliyet genişlemiş olsa da hidrokarbonlar ekonominin yapısal merkezinde kalıyor. Azerbaycan'ın GSYH'si 2025'te, milyar manat cinsinden 129.1 düzeyindeydi ve reel üretim 1.4% arttı; petrol ve gaz katma değeri 1.6% daralırken petrol ve gaz dışı ekonomi 2.7% büyüdü. Bu eğilim Ocak–Temmuz 2026'da da sürdü: toplam GSYH yıllık 1.4% artarken hidrokarbon sektörü 0.6% geriledi, petrol dışı sektör 2.2% büyüdü. Hazar ham petrolü Bakü–Tiflis–Ceyhan boru hattıyla Akdeniz'e ulaşırken Şah Deniz gazı Güney Gaz Koridoru üzerinden batıya, Türkiye ve Avrupa pazarlarına taşınır. Milyar ABD doları ölçeğinde 2025 mal ticareti toplamı US$48.9; ihracat US$24.5, ithalat US$24.4 düzeyindeydi; ihracat gelirlerinde hidrokarbonlar hâlâ baskındır. İtalya başlıca ihracat pazarlarından biri olmaya devam eder. Devlet petrol fonu petrol gelirlerindeki oynaklığı tamponlar; buna karşılık olgunlaşan petrol üretimi, emtia fiyatlarına açıklık ve bölgesel farklılıklar imalat, tarım, lojistik, dijital hizmetler ve yenilenebilir enerjiye çeşitlenmeyi temel kalkınma hedefi hâline getirir.
Son ulusal nüfus sayımı Ekim 2019'da yapıldı; resmî nüfus tahminleri bu sayımı temel alıp sonraki doğum, ölüm ve göç hareketlerini eklemeye devam ediyor. Devlet İstatistik Komitesi 1 Ocak 2026 nüfusunu 10.2624 milyon olarak verdi; bu, 2019 nüfus serisindeki yaklaşık 9.98 milyondan mütevazı bir artıştır. Yerleşim son derece eşitsizdir: Bakü ve çevresindeki Abşeron Yarımadası başlıca demografik ve ekonomik yoğunlaşmayı oluştururken yüksek dağ ilçeleri seyrek nüfusludur. 2025 ortası resmî verileri nüfusun yaklaşık 54% kadarını kentsel olarak sınıflandırdı. Bakü'nün kuzeybatısındaki Sumgayıt büyük bir sanayi kentidir; Gence batının başlıca kent merkezidir; Mingeçevir Kura ve rezervuarı çevresinde gelişmiştir; Lenkeran nemli güneydoğuyu, Nahçıvan kenti ise özerk eksklavı taşır. Azerbaycan, ilçeler ve kentler üzerinden örgütlenen üniter başkanlık cumhuriyetidir; Nahçıvan anayasal olarak özerktir. Etnik Azerbaycanlılar büyük çoğunluğu oluştururken Lezgiler, Talışlar, Avarlar, Ruslar ve diğer topluluklar sınır bölgesi yerleşimleri ile Sovyet dönemi hareketliliğinin şekillendirdiği nüfus tablosuna katkıda bulunur.
Türk dillerinden Azerbaycanca devlet dilidir ve Latin temelli alfabe kullanır; Rusça ise Bakü'nün bazı kesimleri ile başka kentsel, mesleki ve eğitim ortamlarında yaygın biçimde anlaşılmaya devam eder. Azınlık dilleri arasında Lezgice, Talışça ve Avarca bulunur; anayasa bunların özgür kullanımını ve gelişimini korur. İslam çoğunluk dinidir ve hem Şii hem Sünni gelenekler vardır; ancak Azerbaycan anayasal olarak laiktir ve Sovyet yönetimi din ile kamu idaresinin kurumsal ayrımında güçlü bir miras bırakmıştır. Daha küçük Ortodoks Hristiyan, Yahudi, Katolik ve Protestan topluluklar dini manzaraya çeşitlilik katar. Kültür tek bir yekpare gelenekten çok Türk, İran, Kafkas, Rus ve Sovyet dünyaları arasındaki yüzyıllık etkileşimi yansıtır. Azerbaycan muğamı, âşık icrası ve halı dokumacılığı gibi UNESCO tarafından tanınan uygulamalar önemli kültürel referanslar olmayı sürdürür. Bakü'nün İçerişehir'i ve Şirvanşahlar Sarayı, petrol patlaması dönemi mimarisi ve Sovyet kent dokusuyla birlikte yapılı çevrede ardışık siyasi ve ekonomik katmanları korur.
Ulaşım altyapısı Azerbaycan'ın hem enerji ihracatçısı hem Hazar kara köprüsü rolünü yansıtır. Karayolları iç yolcu taşımacılığının ve yükün büyük bölümünü taşırken demiryolları Bakü'yü batıda Gürcistan ve Türkiye'ye, kuzeyde Rusya'ya ve güneyde İran yönündeki güzergâhlara bağlar. 2025 sonu resmî istatistikleri 2,118 kilometre demiryolu hattı ve 6,132 kilometre ana boru hattı kaydetti; Bakü Metrosu'nun çift hatlı güzergâhı 40.7 kilometreydi. Alat'taki Bakü Limanı, Trans-Hazar veya Orta Koridor üzerindeki demir-kara-deniz aktarmalarının başlıca Hazar yük merkezidir. Haydar Aliyev Uluslararası Havalimanı 2025'te 7.6 milyondan fazla yolcuya hizmet verdi; Gence ve Nahçıvan dâhil bölgesel havalimanları sistemi destekler. Elektriğe erişim 2024 itibarıyla fiilen evrenseldi. Üretimde gaz yakıtlı termik santraller hâkim olmaya devam eder, ancak büyük ölçekli güneş ve rüzgâr kapasitesi büyüyor. Altyapı Bakü ve ana koridorlarda en yoğundur; dağ, sınır ve yeniden inşa edilen ilçelerde erişim ve ağ genişletme maliyetleri daha yüksektir.
Azerbaycan'ın uluslararası ağırlığı büyüklüğünden çok Hazar enerjisi, Kafkasya'nın ulaşım coğrafyası ve Rusya ile İran sınırlarının kesişiminden, ayrıca Nahçıvan üzerinden Türkiye'ye doğrudan erişiminden gelir. Birleşmiş Milletler, AGİT, Avrupa Konseyi ve Türk Devletleri Teşkilatı üyesidir; Türkiye ile özellikle yakın bağlar ve Avrupa ile önemli enerji ilişkileri sürdürür. Orta Koridor, Orta Asya'yı Hazar üzerinden Güney Kafkasya ve Türkiye'ye bağlayabilir; Kuzey–Güney güzergâhı Rusya ve İran pazarlarını birleştirir. Ermenistan'la normalleşme ise Azerbaycan'ın ana toprakları ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı ekleyebilir. Bu fırsat, henüz sonuçlandırılmamış barış antlaşması ve daha önce ihtilaflı olan ilçelerdeki yeniden inşaya bağlı kalıyor. Daha uzun vadeli kısıtlar arasında hidrokarbon bağımlılığı, düşen Hazar seviyesi, su stresi ve eşitsiz bölgesel kalkınma vardır. Ülkenin orta vadeli önemi, transit, enerji çeşitlenmesi ve çatışma sonrası bağlantıların kaynak zenginliği ile jeopolitik açıklığın yarattığı kırılganlıkları azaltıp azaltamayacağına bağlı olacaktır.